Polivagal Teori Nedir? Bazen Bedenimizin İhtiyacı “Daha Güçlü Olmak” Değil, Güvende Hissetmektir
- Didem Oylumlu

- 13 May
- 3 dakikada okunur
Hiç böyle hissettiğiniz oluyor mu?
Aslında hayatınızda “çok büyük” bir şey yoktur ama bedeniniz bir türlü gevşeyemez.
Peki polivagal teori nedir ve neden son yıllarda yoga, mindfulness ve somatik çalışmalar içinde bu kadar konuşulmaya başladı?
Omuzlar yukarı çekilmiştir.
Nefes yüzeyselleşmiştir.
Kafanın içi sürekli çalışıyordur.
Ya da tam tersi…
Hiçbir şey yapmak istemezsiniz.
Mesajlara cevap vermek bile zor gelir.
Yoga matını sermek bile büyük bir efor gibi hissettirebilir. Ve çoğu zaman insan hemen kendini suçlamaya başlıyor:
“Ben neden böyleyim?”
“Neden motive olamıyorum?”
“Neden sürekli alarmdaymış gibi hissediyorum?”
İşte Polyvagal Theory tam da burada çok şefkatli bir kapı açıyor. Çünkü bazen mesele iradesizlik değil. Bazen beden gerçekten “güvende hissetmiyor.” İşte bunu anlamak birçok insan için gerçekten dönüştürücü olabiliyor.

Polivagal Teori Aslında Ne Anlatıyor?
Amerikalı nörobilimci Stephen Porges’in geliştirdiği bu teori çok basit ama çok derin bir şey söylüyor:
Bedenimiz gün boyunca sürekli çevreyi tarıyor. Yani sinir sistemi devamlı şu soruyu soruyor:
“Şu anda güvende miyim?”
Bu tamamen bilinçli olmak zorunda değil. Hatta çoğu zaman farkında bile olmuyoruz.
Ama beden:
bir ses tonundan,
bir bakıştan,
bir ortamdan,
yoğun stresten,
yalnızlıktan,
hızlı yaşam temposundan
“tehlike” sinyali algılayabiliyor.
Sonra sinir sistemi otomatik olarak moda geçiyor:
savaş,
kaç,
kapan,
don,
uzaklaş gibi.
Birçok insanın sürekli yorgun hissetmesi, çabuk tetiklenmesi ya da bağlantı kurmakta zorlanması bazen tam olarak bununla ilişkili olabiliyor ve açıkçası bu yaklaşımın en sevdiğim taraflarından biri şu:
İnsanı “hatalı” gibi görmüyor.
Bedeni, bizi korumaya çalışan akıllı bir sistem olarak görüyor.
Vagus Siniri Neden Son Dönemde Her Yerde Karşımıza Çıkıyor?
Muhtemelen son dönemde siz de Vagus Nerve yani vagus siniri kelimesini sık duymaya başladınız. Çünkü vagus siniri:
nefesimiz,
kalp ritmimiz,
sindirim sistemimiz,
ses tonumuz,
sosyal bağ kurabilme kapasitemiz ile çok yakından ilişkili.
Bu aslında yoga pratiğiyle çok güzel bir yerde buluşuyor.
Düşününce:
yavaş nefesler,
chanting,
mantra,
mırıldanma (mmmmm sesi),
meditasyon,
güvenli grup alanı,
yavaş akışlar, zaten yıllardır yoga pratiğinin içinde var.
Bilim dünyası şimdi bunların sinir sistemi üzerindeki etkilerini daha fazla araştırmaya başladı.
Özellikle uzun nefes verişlerinin ve yavaş ritimli nefes çalışmalarının parasempatik sistemi destekleyebildiğini gösteren çalışmalar dikkat çekiyor.
Yani bazen gerçekten yalnızca:
nefesi duymak,
yavaşlamak,
bedenin ağırlığını hissetmek
sinir sistemi için büyük bir mesaj olabiliyor:
“Şu anda biraz daha güvendeyiz.”
Yoga Pratiğinde Neden Bazı Günler Her Şey Çok Zor Geliyor?
Bu kısmı birçok kişinin çok derinden hissedeceğini düşünüyorum.
Bazen matın üzerine geçiyoruz ama beden hiç akmak istemiyor,
Esneyemiyoruz.
Nefes derinleşmiyor.
Meditasyon huzursuz hissettiriyor.
Ve insan hemen kendine yükleniyor.
Ama polivagal teori bize başka bir ihtimali gösteriyor:
Belki beden şu anda performans değil, regülasyon istiyor. Belki daha fazla zorlamak yerine:
daha yavaş hareket etmek,
daha az yapmak,
bedeni dinlemek gerekiyor.
Bence modern yoga yaklaşımının en güzel dönüşümlerinden biri de bu oldu. Eskiden daha çok “poz yapmak” merkezdeydi.
Şimdi ise giderek daha fazla şu soru öne çıkıyor:
“Bu hareket bedenimde nasıl hissediliyor?”
Ve açıkçası gerçek farkındalık biraz burada başlıyor gibi.
Somatik Yoga ve Sinir Sistemi Çalışmaları Neden Bu Kadar Yükseliyor?
Çünkü insanlar artık yalnızca esnemek istemiyor. İnsanlar:
daha sakin hissetmek,
bedenle yeniden bağ kurmak,
sürekli alarm halinde yaşamamak,
nefes alabilmek,
dinlenebilmek istiyor.
Somatik yaklaşımlar da tam burada devreye giriyor. Özellikle:
yin yoga,
nefes çalışmaları,
travma duyarlı yoga,
yavaş akışlar,
fasya odaklı çalışmalar,
meditasyon
sinir sistemine daha şefkatli yaklaşmayı destekleyebiliyor.
Tabii burada önemli bir nokta var, yoga terapi yerine geçmez. Travma çalışmaları gerektiğinde mutlaka uzman desteğiyle ilerlemeli ama beden farkındalığını artırmak ve sinir sistemini desteklemek açısından yoga gerçekten çok kıymetli bir alan sunabiliyor.
Günlük Hayatta Sinir Sistemini Desteklemek İçin Küçük Şeyler
Bazen en güçlü şeyler çok küçük oluyor 🌿
Mesela:
sabah güneş ışığı almak,
çıplak ayak yürümek,
sevdiğiniz biriyle konuşmak,
sıcak bir çay içmek,
uzun nefes vermek,
omuzları gevşetmek,
hafif sallanma hareketleri yapmak,
bir ağaca bakmak bile
sinir sistemi için regüle edici olabiliyor, çünkü beden yalnızca egzersize değil, güven hissine de ihtiyaç duyuyor.
Belki de yoga yolculuğunun en derin taraflarından biri şu:
Bedenimizi sürekli düzeltmeye çalışmak yerine onu duymayı öğrenmek. Polivagal teori bize bunu çok güzel hatırlatıyor.
Bazen beden tembel değil, yorgun.
Bazen iradesiz değil, alarm halinde.
Bazen güçsüz değil, yalnızca güvende hissetmeye ihtiyaç duyuyor.
Belki de iyileşme tam da burada başlıyor, kendimize biraz daha yumuşak yaklaşabildiğimiz yerde. 🌿
Sinir sistemi, nefes, somatik farkındalık ve yoga ilişkisi üzerine daha fazla içerik paylaşmaya devam edeceğim.
Önümüzdeki dönemde bu alanları daha derin deneyimleyebileceğiniz uygulama ve eğitim içerikleri de olacak. Takipte kalabilirsiniz.



Yorumlar