top of page
  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon

200 Saatlik Yoga Eğitimi Gerçekten Yeterli mi? Ne Öğretir, Ne Öğretmez?


“200 saatlik yoga eğitimi bittikten sonra gerçekten yoga dersi verebilir miyim?”

Yoga eğitmenlik eğitimleriyle ilgili bana en sık sorulan sorulardan biri bu. Sorunun arkasında aslında çok anlaşılır bir kaygı var.


İnsan bedenine hareket öğreteceksiniz. Bir grubun karşısına geçeceksiniz. Asanaları anlatacak, nefes çalışmalarına rehberlik edecek, farklı bedenlerle karşılaşacak ve bazen size sağlıkla ilgili sorular soran öğrencileriniz olacak.


200 saatlik yoga eğitimi, yoga yolculuğunun bütününü tamamlamak için değil, sağlam bir temel oluşturmak için tasarlanmış bir başlangıç düzeyidir.


Bütün bunları düşündüğünüzde 200 saat kulağa bir yandan uzun, diğer yandan oldukça kısa gelebiliyor. Peki hangisi doğru?


200 saatlik yoga eğitiminin öğrettikleri ve öğretmediklerini karşılaştıran yoga, anatomi ve çalışma materyalleri görseli
200 saatlik bir program; asana, nefes, anatomi ve ders planlama konusunda güçlü bir temel oluşturabilir. Ancak deneyim, gözlem ve sürekli öğrenme program bittikten sonra gelişmeye devam eder.


200 saatlik bir yoga eğitimi yeterli mi?

Cevabım şu : Neye yeterli olduğunu doğru tanımlarsak, evet ama 200 saatin sonunda yoga hakkında öğrenilecek her şeyi tamamladığımızı düşünüyorsak, elbette hayır.

Zaten iyi bir temel eğitimin amacı da bu değildir.


200 saat neden yoga eğitimlerinde temel kabul ediliyor?

Bugün dünyada yogada derinleşmek ve öğretici olmak için en yaygın başlangıç modellerinden biri 200 saatlik programlardır.


Bu sistemin amacı bir kişiyi 200 saat içinde insan bedeni, yoga felsefesi, hareket bilimi, nefes, meditasyon ve öğretme konusunda uzmanlaştırmak değildir. Böyle bir şey gerçekçi de olmazdı. 200 saatlik programlar daha çok mesleğin ve pratiğin temel dilini öğrenmek gibi düşünebiliriz.


Nasıl ki yeni bir dil öğrenmeye başladığınızda ilk aşamada bütün edebiyatını bilmiyorsanız, yoga eğitiminde de önce üzerinde ilerleyebileceğiniz bir temel oluşturursunuz. Asanaları yalnızca uygulayan kişi olmaktan çıkıp öğretme açısından düşünmeye başlarsınız. Anatomiye farklı gözle bakarsınız. Bir dersin nasıl yapılandırıldığını öğrenirsiniz. Nefes ve meditasyon çalışmalarının arkasındaki temel prensiplerle tanışırsınız. Yoga felsefesini yalnızca birkaç Sanskritçe kavramdan ibaret görmemeye başlarsınız ve belki de en önemlisi bir yoga öğrencisi gibi düşünmekle bir yoga eğitmeni gibi düşünmenin aynı şey olmadığını fark edersiniz.


İyi bir 200 saatlik eğitim ne öğretmeli?

Programların içerikleri birbirinden farklı olabilir. Ancak güçlü bir temel eğitim yalnızca asana repertuvarından oluşmamalıdır.

Öğrenci temel anatomi ve hareket bilgisini öğrenmelidir. Omurganın, kalça, diz ve omuz komplekslerinin temel yapısını anlamalıdır.

Temel asanaları yalnızca yapmayı değil, farklı bedenlere nasıl aktarabileceğini öğrenmelidir.

Nefes çalışmalarının temel prensipleriyle tanışmalıdır. Meditasyon uygulamasının farklı biçimlerini deneyimlemelidir.

Yoga tarihine ve felsefesine dair temel bir çerçeve edinmelidir.

Ders planlamayı öğrenmelidir.

Sözel yönlendirme pratiği yapmalıdır.

Bir öğrenciyi gözlemlemeyi öğrenmeye başlamalıdır.

Bütün bunlardan daha önemlisi, öğretme pratiği yapmalıdır. Çünkü yoga eğitmenliği yalnızca bilgi edinerek öğrenilemez.

Bir asanayı anlamak başka şeydir. Onu kendi bedeninizde uygulamak başka. Karşınızdaki kişiye açık biçimde anlatmak ise bambaşka bir beceridir.


200 saat sonunda her asanayı bilmek gerekir mi?

Hayır.

Hatta bana göre böyle bir hedef eğitimin amacını yanlış yere götürür. Yoga dünyasında yüzlerce asana ve bunların sayısız varyasyonu bulunuyor. Bunların tamamını ezberlemek iyi bir eğitmen olmanın ölçütü değildir.


Daha önemli olan, temel hareket prensiplerini anlamaktır. Örneğin öğrenci bir asanayı ilk kez gördüğünde şu soruları sorabilmelidir:

  • Bu harekette hangi eklemler hangi yönde hareket ediyor?

  • Kişinin burada ihtiyacı olan temel kapasite ne?

  • Hareketi kolaylaştırmak istersem neyi değiştirebilirim?

  • Zorlaştırmak istersem neyi değiştirebilirim?

  • Destek kullanırsam yük nasıl değişebilir?

  • Öğrenci burada ne hissediyor?

Bu bakış açısı geliştiğinde artık yüzlerce pozu ayrı ayrı ezberlemek zorunda kalmazsınız. Hareketin mantığını okumaya başlarsınız.


Peki 200 saat sonunda ders verilebilir mi?

Bu soruya tek kelimelik bir “evet” veya “hayır” cevabı vermeyi doğru bulmuyorum.

Çünkü aynı 200 saatlik eğitimi tamamlayan iki kişinin hazır oluş düzeyi birbirinden çok farklı olabilir.

  • Bir kişi yıllardır düzenli yoga pratiği yapıyor olabilir.

  • Bir başkası yogayla daha yakın zamanda tanışmış olabilir.

  • Birinin grup karşısında konuşma ve öğretme deneyimi vardır.

  • Diğeri ilk kez birine hareket anlatıyordur.

  • Bir kişi öğrendiklerini hızla pratiğe aktarırken başka biri daha uzun süre gözlem ve uygulamaya ihtiyaç duyabilir.

Dolayısıyla sertifikayı almak ile öğretmeye hazır hissetmek aynı şey değildir. İyi bir eğitim öğrencinin yalnızca programı tamamlamasını değil, öğretme becerisinin gelişmesini hedeflemelidir.


Bazen ilk dersler daha basit ve küçük gruplarla başlar.

Bazen birebir derslerle.

Bazen başka bir eğitmenin derslerini gözlemleyerek.

Bazen de eğitim bittikten sonra mentörlükle devam ederek.

Bu son derece normaldir.


Sertifika ile yetkinlik aynı şey değildir

Bu ayrım yoga eğitimlerinde bence özellikle önemli. Bir programı tamamladığınızda sertifika alabilirsiniz. Bu sertifika belirli bir eğitim sürecinden geçtiğinizi gösterir.

Fakat yetkinlik yalnızca sertifikayla oluşmaz.


Yetkinlik bilginin, kişisel pratiğin, öğretme deneyiminin, geri bildirimin, gözlemin

ve zamanın birleşiminden oluşur. Bunu yalnızca yoga için söylemiyorum. İnsanla çalışan hemen her alanda benzer bir süreç vardır. Bu nedenle iyi bir eğitimin öğrenciye verebileceği en tehlikeli şeylerden biri “Artık her şeyi biliyorum” hissidir.


Bana göre iyi bir eğitimin sonunda oluşması gereken duygu bunun tam tersidir:

“Artık neyi bilmediğimi daha iyi biliyorum.” Bu farkındalık mesleki gelişimin başlangıcıdır.


200 saatte anatomi ne kadar öğrenilebilir?

İnsan anatomisi başlı başına devasa bir bilim alanıdır. 200 saatlik yoga eğitiminin yalnızca belirli bir bölümü anatomiye ayrılabilir. Dolayısıyla bir yoga eğitmeninin temel eğitim sonunda sağlık profesyoneli düzeyinde anatomi bilmesini beklemek gerçekçi değildir ama temel hareket anatomisini anlamasını bekleyebiliriz. Örneğin:

  • Omurga nasıl hareket eder?

  • Kalça ekleminin temel hareketleri nelerdir?

  • Diz hangi hareketlere daha uygundur?

  • Omuz kompleksinin hareketi neden yalnızca glenohumeral (top-soket yapılı omuz eklemi) eklemden ibaret değildir?

  • Kas kuvveti ile hareket açıklığı nasıl ilişkilidir?

  • İnsanların anatomik yapıları neden birbirinden farklıdır?

Bu bilgiler öğrencinin asanalara bakışını değiştirir ama eğitim bittikten sonra anatomi öğrenme süreci bitmez. Tam tersine, temel eğitim size anatomi öğrenebileceğiniz bir çerçeve verir.


200 saatte yoga felsefesi öğrenilebilir mi?

Burada da benzer bir durum var. Binlerce yıllık, farklı dönemlere, metinlere ve düşünce geleneklerine yayılan yoga tarihini ve felsefesini 200 saate sığdırmak mümkün değildir.


Yoga Sutraları’nı birkaç derste bitirmek de yoga felsefesini öğrenmek anlamına gelmez. Temel eğitimin amacı öğrencinin bu dünyayla ciddi biçimde tanışmasını sağlamaktır.

  • Yoga nedir?

  • Asana, yoga tarihinin neresinde durur?

  • Patanjali’nin Yoga Sutraları hangi bağlamda okunabilir?

  • Sekiz basamaklı yoga modeli ne anlatır?

  • Modern postüral yoga nasıl gelişmiştir?

  • Yoga felsefesindeki kavramları bugünün dünyasında nasıl değerlendirebiliriz?

Bu soruların kapısını açmak bile güçlü bir başlangıçtır ve kapının arkasında yıllarca sürebilecek bir çalışma vardır.


200 saat neyi öğretmez?

Belki de bu yazının en önemli kısmı burası.

İyi bir 200 saatlik eğitim size güçlü bir temel verebilir ama sizi her konuda uzman yapmaz. Örneğin 200 saatlik temel eğitim sonunda;

  • ileri düzey hareket anatomisi,

  • karmaşık ağrı bilimi,

  • özel sağlık durumlarına yönelik çalışma,

  • ileri seviye pranayama,

  • belirli yoga ekollerinde uzmanlaşma,

  • ileri seviye meditasyon öğretimi,

  • ileri asana metodolojileri

gibi alanlarda kapsamlı uzmanlık kazanmış olduğumuzu varsaymak doğru değildir.

Bunların her biri ayrıca çalışma ve deneyim gerektirir ve bazı alanlar yoga eğitmeninin mesleki sınırlarının dışında olabilir. Bunu kabul etmek yetersizlik değildir, aksine mesleki olgunluktur.


O zaman neden 300 saatlik ileri eğitimler var?

İşte 200 saat ile 300 saat arasındaki temel fark burada ortaya çıkıyor.

200 saatlik eğitim bir temel oluşturur. İleri eğitim ise bu temelin üzerine katmanlar eklemeye başlar. Temel eğitimde öğrendiğiniz anatomi daha ayrıntılı hale gelir.

Hareketi farklı yoga yaklaşımları üzerinden incelemeye başlarsınız.


Pranayama ve meditasyon çalışmalarını derinleştirirsiniz. Farklı uygulama yöntemlerini karşılaştırırsınız.

Yoga felsefesine daha geniş bir perspektiften bakarsınız ve öğretmenlik deneyiminiz arttıkça eğitim sırasında sorduğunuz sorular da değişir.

Çünkü artık yalnızca “Bu poz nasıl yapılır?” diye sormazsınız.

“Bu kişiye bunu nasıl öğretmeliyim?”

“Bu öğrencide neden farklı bir sonuç görüyorum?”

“Burada hangi seçeneği sunabilirim?”

“Benim mesleki sınırım nerede?”

gibi çok daha önemli sorular ortaya çıkmaya başlar. İleri eğitim aslında bu soruların peşinden gitmektir.


500 saatlik eğitim neden yalnızca daha fazla saat değildir?

200 + 300 saatlik bir eğitim yolculuğunu yalnızca matematiksel olarak düşünmek kolay; 200 saat + 300 saat = 500 saat.

Fakat iyi tasarlanmış bir eğitimde amaç yalnızca saat biriktirmek değildir. İlk eğitimde öğrendiğiniz bilgilerle ileri eğitimde karşılaştığınız bilgiler arasında bağlantılar kurmaya başlarsınız.

  • Anatomi ile asanayı.

  • Sinir sistemi ile nefesi.

  • Felsefe ile öğretme yaklaşımını.

  • Kişisel pratik ile eğitmenlik deneyimini.

Zaman içinde bu bilgi parçaları birbirine bağlanmaya başlar. Bence asıl derinleşme daha fazla bilgi bilmekten çok, bildikleriniz arasındaki ilişkileri görebilmede oluşur.


Online veya birebir eğitimde 200 saat nasıl çalışılır?

Bir başka önemli soru da eğitimin hangi formatta gerçekleştiği.

Bazen eğitimin niteliğini yalnızca “online mı, yüz yüze mi?” sorusuyla değerlendirmeye çalışıyoruz. Oysa bana göre daha önemli soru şu:

Öğrenci eğitim boyunca ne kadar aktif?


Yalnızca videolar izlemek ile eğitim almak aynı şey değildir. Bir öğrencinin teorik içeriğe ulaşmasının yanında öğrendiklerini uygulaması, öğretme denemeleri yapması, geri bildirim alması ve soru sorabilmesi gerekir.


Jiva Yoga’daki birebir mentörlük modelini bu nedenle yalnızca dijital içerik üzerine kurmadık. Öğrenci paneldeki teorik ve uygulamalı içeriklerle kendi çalışma temposunda ilerlerken, birebir mentörlük görüşmelerinde öğrendiklerini birlikte ele alıyoruz.

  • Uygulamaları konuşuyoruz ve pratik yapıyoruz.

  • Sorularını değerlendiriyoruz.

  • Öğretme çalışmalarını inceliyoruz.

  • Gerektiğinde aynı konuya tekrar dönüyoruz.

Çünkü özellikle eğitmen yetiştirirken benim için asıl soru öğrencinin videoyu izleyip izlemediği değil, öğrendiğini kullanıp kullanamadığıdır.


Peki 200 saatlik eğitim kimin için doğru başlangıç?

Yoga pratiğini daha derin anlamak isteyen biri için.

Yoga eğitmenliği yoluna girmek isteyen biri için.

Asana pratiğinin arkasındaki anatomi, felsefe, nefes ve öğretme prensiplerini öğrenmek isteyen biri için.

Ayrıca henüz ileri uzmanlık alanlarını seçmeden önce sağlam bir temel oluşturmak isteyen biri için 200 saatlik eğitim oldukça anlamlı bir başlangıç olabilir.

Ancak beklentimizi doğru kurmamız gerekir. 200 saatlik eğitim bir bitiş çizgisi değil, bir başlangıç noktasıdır.


Sonuç olarak 200 saat yeterli mi?

Şimdi yazının başındaki soruya geri dönelim. 200 saatlik yoga eğitimi gerçekten yeterli mi?

Sağlam bir temel oluşturmak için iyi tasarlanmış bir 200 saatlik eğitim yeterli olabilir.

Yoga hakkında öğrenilecek her şeyi öğrenmek için ise hiçbir eğitim süresi yeterli değildir. Ben yaklaşık yirmi yıldır yoga pratiğinin ve öğretmenin içindeyim ve hala okuyorum, araştırıyorum, öğrendiğim bazı şeyleri yeniden değerlendiriyorum. Belki eğitmenliğin en güzel tarafı da bu. Bir noktada “tamamlandığımız” bir meslek değil.

Her öğrenci yeni bir soru getiriyor.

Bilim değişiyor.

Araştırmalar gelişiyor.

Kendi pratiğimiz değişiyor.

Biz değişiyoruz.


200 saatlik eğitimin görevi size bütün cevapları vermek değildir. Size sağlam bir temel, düşünme biçimi ve öğrenmeye devam edebileceğiniz araçlar vermektir.

İyi bir temel eğitimin sonunda bence insanın söylemesi gereken cümle şudur:

“Artık yoga hakkında her şeyi biliyorum” değil, artık neyi öğrenmeye devam etmek istediğimi biliyorum.”



Sıkça Sorulan Sorular


200 saatlik yoga eğitimi bittikten sonra ders verilebilir mi?

200 saatlik temel eğitim yoga öğretiminin temel bilgi ve becerilerini kazandırmayı amaçlar. Ancak kişinin ders vermeye hazır oluşu yalnızca tamamladığı saat sayısına bağlı değildir. Kişisel pratik geçmişi, öğretme deneyimi, aldığı geri bildirim ve kendini hazır hissetmesi de önemlidir.


Yoga eğitmeni olmak için 500 saat eğitim almak şart mı?

Her durumda 500 saatlik eğitimle başlamak gerekmez. 200 saatlik program temel eğitim olarak düşünülebilir. Daha sonra bilgisini ve öğretme becerisini derinleştirmek isteyen kişiler ileri eğitimlerle çalışmalarını sürdürebilir.


200 saatlik yoga eğitiminde anatomi öğrenilir mi?

Evet. Nitelikli bir temel eğitimde hareket anatomisi önemli bir bölüm olmalıdır. Ancak 200 saat içinde kapsamlı klinik anatomi öğrenmek mümkün değildir ve zaten yoga eğitmeninin görevi sağlık profesyoneli olmak değildir. Amaç, hareketi daha bilinçli gözlemleyebilecek temel anatomik bilgiyi kazanmaktır.


200 saatlik online yoga eğitimi yeterli olabilir mi?

Eğitimin online olması tek başına niteliğini belirlemez. İçeriğin kalitesi, öğretmenle etkileşim, uygulama fırsatı, geri bildirim, mentörlük ve öğrencinin aktif katılımı çok daha belirleyicidir. Yalnızca kayıtlı videoları izlemek ile yapılandırılmış bir eğitim sürecinden geçmek aynı şey değildir.


200 saat ile 500 saat yoga eğitimi arasındaki fark nedir?

200 saatlik program temel bilgi ve öğretme becerilerini oluşturmayı amaçlarken, ileri eğitimler anatomi, farklı yoga yaklaşımları, pranayama, meditasyon, felsefe ve öğretme metodolojisi gibi alanlarda bu temelin üzerine daha kapsamlı bir çalışma inşa edebilir.


Yoga eğitmenlik eğitimi seçerken yalnızca saat sayısına mı bakılmalı?

Hayır. Saat sayısı önemli bir çerçeve sağlar ancak tek başına eğitimin niteliğini göstermez. Müfredat, eğitmenin deneyimi, öğrencinin geri bildirim alıp alamadığı, öğretme pratiği, mentörlük sistemi ve eğitimin öğrenciyi ne kadar aktif tuttuğu birlikte değerlendirilmelidir.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Duyurularımızdan haberdar olun

Jiva Yoga

Kadıköy / İstanbul

©2019 Jiva Yoga Didem Oylumlu

bottom of page