Yoga Eğitmenleri İçin Anatomiyi Öğrenmek Neden Hiç Bitmez?
- Didem Oylumlu

- 15 saat önce
- 3 dakikada okunur
Anatomi eğitiminin ilk dönemlerinde dikkatimizi çoğunlukla isimler çeker. Kaslar, kemikler, eklemler, başlangıç ve tutunma noktaları… Öğrendikçe sanki bütün parçaları yerine yerleştireceğimiz büyük bir harita varmış gibi gelir.
Fakat yoga öğretmeye başladığımızda o haritanın tek başına yetmediğini fark ederiz.
Yoga eğitmenleri için anatomi, kas isimlerini bilmenin çok ötesinde bir anlam taşır. Aynı asanayı yapan iki farklı bedenin neden birbirinden farklı göründüğünü, bir öğrencinin rahatça yaptığı hareketin başka bir öğrenci için neden zorlayıcı olduğunu ve hareketi ne zaman uyarlamak gerektiğini anlamaya yardımcı olur.
Üstelik beden hakkında bildiklerimiz de sabit değildir. Hareket bilimi, ağrı, sinir sistemi ve motor öğrenme üzerine bilgiler geliştikçe, yıllar önce öğrendiğimiz bazı şeylere yeniden bakmamız gerekir.
Bu nedenle anatomi, bir kez öğrenilip tamamlanan bir ders olmaktan çok, öğretme deneyimimizle birlikte sürekli derinleşen bir bakış biçimidir.

Anatomi Ezberlenecek Bir Ders Değildir
İlk eğitimlerde hepimiz kas isimlerini öğrenmeye çalışıyoruz.
Hangi kas nereden başlıyor?
Nereye tutunuyor?
Ne hareket yaptırıyor?
Elbette bunları bilmek önemli ama zamanla şunu fark ediyoruz; anatomi yalnızca kas isimlerini ezberlemek değildir. Asıl mesele, bu bilgilerin hareketin içinde nasıl anlam kazandığını görebilmektir. Çünkü insan bedeni, parçaların tek tek çalıştığı bir sistem değil, birlikte hareket eden canlı bir bütündür.
İnsan Bedenini Anlama Biçimimiz Sürekli Gelişiyor
Bilim durmuyor. Yıllar önce yalnızca kaslara odaklanırken bugün fasyayı daha iyi anlamaya çalışıyoruz. Eskiden ağrının yalnızca dokulardan kaynaklandığını düşünürken, bugün beynin ve sinir sisteminin bu süreçteki rolünü çok daha iyi biliyoruz.
Hareket öğrenmesi, denge, motor kontrol, nöroplastisite gibi kavramlar artık gündemimizde. Bunların hepsi son yıllarda yoga eğitmenlerinin bakış açısını zenginleştiren alanlar oldu. Dolayısıyla yıllar önce öğrendiğimiz bilgiler değerini kaybetmiyor, fakat yeni bilgiler eklendikçe resim tamamlanmaya devam ediyor.
Aynı Asana, Her Bedende Farklı Görünebilir
Meslek hayatım boyunca bunu sayısız kez gözlemledim.
Bir öğrenci rahatlıkla öne eğilebilirken, bir başkası aynı harekette zorlanabiliyor.
Bir öğrencinin kalça yapısı belirli bir poza çok uygunken, bir diğeri aynı pozu farklı bir şekilde deneyimliyor.
İlk yıllarımda bunun nedenini daha çok esneklikle açıklamaya çalışıyordum. Bugün ise kemik yapısından sinir sistemine, motor kontrolden yaşam alışkanlıklarına kadar pek çok etkenin birlikte rol oynadığını biliyorum. Anatomiyi öğrenmeye devam ettikçe, bedenlere aynı gözle bakmayı bırakıyoruz.
Sorularımız Değişiyor
İlk yıllarda genellikle şunu soruyordum:
“Bu hareket doğru mu?”
Bugün ise daha çok şunları düşünüyorum:
“Bu hareket bu kişi için uygun mu?”
“Başka bir seçenek daha rahat hissettirir mi?”
“Burada gerçekten esneklik mi sınırlayıcı, yoksa denge, kuvvet ya da hareket alışkanlığı mı?”
Bence iyi bir anatomi eğitimi, bize ezber cevaplar vermekten çok, daha doğru sorular sormayı öğretiyor.
Anatomi Sadece Kasları Anlatmaz
Bir yoga eğitmeni için anatomi yalnızca kaslar ve kemiklerden ibaret değildir.
Nefes sistemini anlamayı,
Sinir sistemini tanımayı,
Dengenin nasıl sağlandığını öğrenmeyi,
Ağrının her zaman hasar anlamına gelmediğini bilmeyi,
Bedenin strese nasıl yanıt verdiğini de içerir.
İnsan bedenini gerçekten anlamaya başladığımızda, yoga pratiğine bakışımız da değişir.
Öğrendikçe Dilimiz de Değişiyor
Mesleğe ilk başladığım yıllarda, öğrencilerime daha çok “doğru pozu” anlatmaya çalışıyordum. Bugün ise “doğru beden deneyimini” konuşmayı tercih ediyorum.
Çünkü herkes için tek bir doğru poz olmayabilir. Ancak herkes için daha güvenli, daha rahat ve daha sürdürülebilir bir hareket deneyimi mümkün olabilir. Sanırım yıllar içinde değişen en önemli şeylerden biri de bu.
Ben Neden Hala Anatomi Çalışıyorum?
Çünkü insan bedeni beni hâlâ şaşırtmaya devam ediyor.
Yeni bir araştırma okuyorum, bir kitapta farklı bir bakış açısıyla karşılaşıyorum, bir öğrencimin sorduğu soru beni yeniden düşünmeye yönlendiriyor.
Bütün bunlar bana aynı şeyi hatırlatıyor; öğrenmek, yalnızca daha fazla bilgi toplamak değildir. Bazen yıllardır bildiğimizi sandığımız bir konuyu, çok daha derin anlamaya başlamaktır.
Sonuç olarak
Bir yoga eğitmeni için anatomi hiçbir zaman tamamen biten bir ders değildir. Çünkü insan bedeni yaşayan, değişen ve her gün bize yeni şeyler öğreten bir sistemdir. Belki de iyi bir öğretmeni geliştiren şey, bütün cevaplara sahip olması değildir, merak etmeye devam etmesidir.
Anatomiyi öğrenmenin sonu yok ve bence bu çok güzel bir şey. Çünkü her yeni bilgi, yalnızca bizi daha donanımlı bir eğitmen yapmıyor. Aynı zamanda öğrencilerimizi daha dikkatle dinleyen, farklılıklarına daha çok saygı duyan ve hareketi çok daha bütüncül değerlendirebilen bir öğretmene dönüştürüyor.
Sanırım gerçek ustalık da, “Artık her şeyi biliyorum.” demek yerine, her yeni gün öğrenmeye istekli kalabilmekte başlıyor.



Yorumlar