Motor Öğrenme Nedir? Yoga Pratiğinde Beynimiz Hareketleri Nasıl Öğreniyor?
- Didem Oylumlu

- 10 Ağu
- 2 dakikada okunur
İlk yoga dersinizi hatırlıyor musunuz?
Sağ ve solu karıştırmış olabilirsiniz. Nefes alırken hareket etmeyi, hareket ederken nefes almayı unutmuş olabilirsiniz.
Bir denge pozunda birkaç saniye bile kalamamış olabilirsiniz.
Sonra haftalar geçti ve bir gün fark ettiniz ki, artık bunların çoğunu düşünmeden yapabiliyorsunuz.
Peki bu değişen neydi?
Kaslarınız mı?
Yoksa beyniniz mi?
Aslında ikisi de ama değişimin ilk adımı çoğu zaman beynimizde başlıyor.

Motor Öğrenme Tam Olarak Nedir?
Motor öğrenme, yeni bir hareketi tekrar ederek daha kontrollü, daha akıcı ve daha verimli yapmayı öğrenme sürecidir.
İlk denemelerde hareketler biraz dağınık olabilir. Beynimiz hangi kasın ne zaman çalışacağını tam olarak organize edemez. Her tekrar, sinir sistemine yeni bilgiler verir.
Zamanla gereksiz kasılmalar azalır, hareket daha akıcı hale gelir. Daha az enerji harcamaya başlarız. İşte buna motor öğrenme diyoruz.
Tekrar Etmek Tek Başına Yeterli mi?
İlk bakışta öyle gibi görünüyor ama aslında değil.
Motor öğrenme üzerine çalışan araştırmacılar, gelişimin yalnızca tekrar sayısıyla değil, tekrarın niteliğiyle de yakından ilişkili olduğunu söylüyor.
Aynı hareketi yüz kez dikkatsizce yapmak yerine, on kez dikkatle yapmak çoğu zaman çok daha öğretici olabilir. Çünkü beynimiz yalnızca hareketi değil, o hareketi nasıl yaptığımızı da öğreniyor.
Hata Yapmak Öğrenmenin Bir Parçasıdır
Bence motor öğrenmenin en rahatlatıcı taraflarından biri bu.
İlk denemede dengeyi kaybetmek, ayağı yanlış yere koymak, pozdan çıkmak...
Bunların hiçbiri başarısızlık değil. Tam tersine, beynimizin yeni bilgiler topladığı anlardır.
Motor öğrenme alanındaki önemli isimlerden Richard Schmidt, öğrenmenin önemli bir bölümünün deneme, hata ve geri bildirim döngüsüyle gerçekleştiğini anlatıyor. Yani küçük hatalar, doğru kullanıldığında öğrenmenin düşmanı değil; yakıtıdır.
Neden Bazı Günler Daha İyi Hareket Ediyoruz?
Bunu sadece kaslarımız açıklamıyor. Uyku, stres, yorgunluk, dikkat düzeyimiz, hepsi motor öğrenmeyi etkileyebilir.
İyi dinlenmiş bir beyin, yeni hareketleri organize etmede genellikle daha başarılıdır.
Belki de bu yüzden bazı günler aynı asana çok daha doğal gelirken, bazı günler her şey yeniden öğreniliyormuş gibi hissedebilir.
Eğitmenin Rolü Sadece Hareket Göstermek Değildir
Bence motor öğrenmeyi anlamak, öğretmenliğe bambaşka bir gözle bakmamızı sağlıyor.
Çünkü iyi bir eğitmen öğrencinin yerine hareketi yapmaz. Öğrencinin kendi çözümünü bulmasına yardım eder.
Bazen küçük bir soru...
Bazen farklı bir benzetme…
Bazen de birkaç saniyelik sessizlik…
Uzun açıklamalardan çok daha etkili olabilir. Çünkü amaç öğrenciyi sürekli düzeltmek değil, öğrenmesini kolaylaştırmaktır.
Her Öğrenci Aynı Hızda Öğrenmez
Bu da çok önemli. Bazı öğrenciler bir hareketi birkaç denemede öğrenebilir.
Bazıları için ise aynı süreç haftalar sürebilir. Bu onların yetenekli ya da yetersiz olduğu anlamına gelmez. Herkes farklı bir hareket geçmişiyle matın üzerine geliyor.
Farklı bedenler, farklı alışkanlıklar, farklı deneyimler söz konusu. Dolayısıyla öğrenme hızı da doğal olarak değişiyor.
Bence iyi bir öğretmenin en önemli özelliklerinden biri, bu farklılıklara saygı duyabilmesi.
Benim Öğretmenliğimi Değiştiren Konulardan Biri
Motor öğrenmeyi daha iyi anlamaya başladıkça, ders anlatma biçimim de değişti.
Eskiden aynı yönergeyi daha sürekli tekrar ettiğim olurdu. Şimdi ise bazen tek bir cümleyi değiştiriyorum ya da öğrenciye hareketi hissettirecek farklı bir örnek veriyorum.
Çünkü bazen sorun öğrencinin duymaması değil, benim, onun öğrenme biçimine uygun bir dil kullanamamış olmam olabiliyor.
Bu farkındalık bana öğretmenliğin sadece bilgi aktarmak olmadığını öğretti. Asıl mesele, öğrenmeyi mümkün kılacak ortamı oluşturabilmek.



Yorumlar