top of page
  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon

Neden Yoga Eğitmenlik Eğitimi Almak İstiyoruz?


Yoga eğitmenlik eğitimi almak isteyen herkesin amacı mutlaka ders vermek değildir; birçok kişi pratiğini derinleştirmek, bedenini daha iyi anlamak ve yogaya daha bilinçli yaklaşmak için bu yola girer.


Yoga eğitmenlik eğitimine katılmaya karar veren herkesin hikâyesi aynı değil. Hatta çoğu zaman hikâye, “Ben yoga eğitmeni olacağım!” diye başlamıyor. Bazen uzun zamandır yoga yapıyoruz ve bir noktada merak etmeye başlıyoruz:

“Bu pozu neden böyle yapıyoruz?”

“Nefes gerçekten bu kadar önemli mi?”

“Ben aşağı bakan köpekte neden hâlâ bu kadar zorlanıyorum?”

Sonunda tabii o meşhur soru; “Ben bunu doğru mu yapıyorum?”


İşte işler genellikle burada biraz karışıyor. Çünkü yoga pratiğiyle kurduğumuz ilişki değişmeye başlıyor. Artık yalnızca derse gidip matımızı açmak yetmiyor. Biraz daha fazlasını bilmek istiyoruz. Sonra kendimizi anatomi okurken, yoga felsefesini araştırırken ya da hiç planımızda yokken sinir sistemi hakkında bir yazının on yedinci paragrafında bulabiliyoruz.


Geçmiş olsun. Merak başladıysa geri dönüş biraz zor. :)

“Ama ben yoga öğretmek istemiyorum ki…”

Yoga eğitmenlik eğitimi hakkında en sık karşılaştığım düşüncelerden biri bu. Sanki eğitime başladığımız günün ertesi sabahı elimizde ders programıyla uyanacakmışız gibi:

  • Pazartesi 09.00 – Hatha Yoga

  • Salı 18.30 – Vinyasa

  • Çarşamba – Ben buraya nasıl geldim?

Oysa bir yoga eğitmenlik eğitimine katılmanın tek nedeni yoga öğretmek değildir. Bazı insanlar gerçekten profesyonel olarak ders vermek ister. Bazıları kendi pratiğini geliştirmek için gelir. Bazıları yıllardır yaptığı şeyin arkasındaki bilgiyi merak eder.

Bazılarıysa sadece “Ben yogayı biraz daha iyi anlamak istiyorum.” diye düşünür.

Bence bu da başlamak için gayet yeterli bir neden.


Yoga eğitmenlik eğitiminde anatomi, felsefe, nefes ve kişisel pratiği anlatan çalışma görseli
Yoga eğitmenlik eğitimi, yalnızca pozları öğretmeyi öğrenmekten ibaret değildir. Anatomi, nefes, felsefe ve düzenli pratik sayesinde kişi önce kendi deneyimini derinleştirir; öğretmek ise çoğu zaman bu sürecin doğal bir devamı olur.


Bir süre sonra “nasıl?” yetmiyor, “neden?” başlıyor

Yoga pratiğinin ilk dönemlerinde genellikle hareketi öğrenmeye çalışırız.

Ayağım nerede olacak?

Dizim nereye bakacak?

Kolumu kaldıracak mıyım?

Nefes alıyor muyduk burada?


Sonra beden hareketlere biraz alışınca başka sorular ortaya çıkmaya başlar.

Bu hareket bedende ne yapıyor?

Herkes aynı pozu aynı şekilde mi yapmalı?

Bir kişinin rahatlıkla yaptığı hareket başka bir kişide neden zor oluyor?

Esneklik yalnızca kaslarla mı ilgili?

Dengeyi nasıl geliştiriyoruz?

Nefes, sinir sistemi ve hareket arasında nasıl bir ilişki var?


İşte yoga eğitimi tam burada başka bir anlam kazanmaya başlıyor. Artık sadece hareketi yapmakla değil, hareketin arkasındaki sistemi anlamakla ilgileniyoruz.


Sonra parçaları birleştirmek istiyoruz

Bugün yoga hakkında bilgiye ulaşmak hiç zor değil. Hatta tam tersine, biraz fazla kolay.

Bir video “kalçalarınızı açın” diyor. Başka biri “kalçalarınızı asla açmaya çalışmayın” diyor.

Bir yerde “diz asla ayak parmaklarını geçmemeli” yazıyor. Başka bir yerde bunun neden her beden için geçerli olmadığı anlatılıyor.

Sonra bir video daha açıyoruz.

Ardından bir makale.

Sonra bir podcast.

Sonra bir bakmışız ki yaklaşık kırk dakika sonra başlangıçtaki sorumuzu unutmuş oluyoruz.


Bilgi çok ama bilgiyi bir sisteme oturtmak başka bir şey. İyi yapılandırılmış bir yoga eğitiminin en değerli taraflarından biri bence tam olarak burada ortaya çıkıyor. Anatomi ayrı bir konu, yoga felsefesi ayrı bir konu, nefes ayrı, meditasyon ayrı, asana ayrı görünürken zamanla aralarındaki bağlantıları görmeye başlıyoruz. Yoga biraz daha bütünlüklü bir hale geliyor.


Peki ya gerçekten yoga öğretmek istiyorsak?

O zaman işin başka bir tarafı başlıyor. Çünkü bir pozu yapabilmekle o pozu öğretebilmek aynı beceri değil. Hatta bazen çok iyi uygulayıcıların öğretmeye başladıklarında yaşadığı ilk şaşkınlıklardan biri budur.


Kendi bedeninizde bir hareketi yapmak başka şeydir. Karşınızda birbirinden tamamen farklı on beden varken ne gördüğünüzü anlamak başka şey.

  • Birinin dizine bakmak

  • Diğerinin nefesini fark etmek

  • Bir başkasına alternatif vermek

  • Bütün bunları yaparken ne söyleyeceğinizi unutmamak

  • Hatta mümkünse sağla solu da karıştırmamak.

Sonuncusu düşündüğünüzden biraz daha uzun sürebilir. :)


Yoga öğretmek yalnızca asana bilgisi değildir. Gözlemlemeyi, iletişim kurmayı, farklı bedenlere seçenek sunmayı, güvenli bir öğrenme ortamı oluşturmayı ve en önemlisi bildiğimiz şeyi anlaşılır biçimde aktarabilmeyi öğrenmek gerekir. Bunların hepsi zamanla gelişen becerilerdir.


“Yeterince iyi değilim” meselesi

Bir de eğitime başlamayı düşünenlerin zihninde dolaşan küçük ama oldukça ısrarcı bir ses vardır:

“Biraz daha esnek olsam…”

“Biraz daha güçlensem…”

“Şu pozu da yapabilsem…”

“Ondan sonra eğitime başlarım.”

Ancak yoga eğitimi bir performans sınavı değildir. Eğitime başlayabilmek için kusursuz bir pratiğe sahip olmak gerekmez. Zaten eğitim dediğimiz şeyin amacı, bildiğimiz her şeyi kanıtlamak değil; bilmediğimiz şeyleri öğrenmektir.


İnsan bedenlerinin birbirinden farklı olduğunu gerçekten anlamaya başladığımızda, “iyi yoga pratiği” kavramına bakışımız da değişmeye başlar. En ileri pozu yapabilmek ile iyi bir yoga eğitmeni olmak arasında sandığımız kadar doğrudan bir ilişki yoktur.

Bilgi, gözlem, iletişim, sorumluluk ve öğrenmeye devam etme isteği çok daha belirleyicidir.


Bazen başladığımız nedenle bitirdiğimiz neden aynı olmuyor

Bence yoga eğitimlerinin en güzel taraflarından biri de bu.

Birisi eğitime “Ben kesinlikle ders vermeyeceğim.” diyerek başlayabilir ve birkaç ay sonra öğretmekten büyük keyif aldığını keşfedebilir.

Bir başkası “Ben mutlaka yoga eğitmeni olacağım.” diye başlayıp süreç içinde aslında yogayı yalnızca kendi hayatında derinleştirmek istediğini fark edebilir.


İkisi de yanlış değildir. Çünkü eğitim yalnızca bir meslek edinme süreci olmak zorunda değildir. Bazen ne yapmak istediğimizi öğrenmek için önce biraz daha yakından bakmamız gerekir.


O zaman asıl soru şu olabilir

“Neden yoga eğitmenlik eğitimi almalıyım?” yerine belki kendimize başka bir soru sormalıyız:

Ben yogayla ilişkimi nereye taşımak istiyorum?

Daha bilinçli bir uygulayıcı olmak mı istiyorum?

Beden ve hareket hakkında daha fazla şey öğrenmek mi?

Yoga felsefesini anlamak mı?

Kendi pratiğimi derinleştirmek mi?

Bir gün başkalarına yoga öğretmek mi?

Yoksa içimde sadece açıklayamadığım bir “Biraz daha öğrenmek istiyorum” duygusu mu var?


Hepsi mümkün ve bence güzel olan da tam olarak bu. Yoga eğitimine başlamak için herkesin aynı nedenle yola çıkması gerekmiyor. Bazen merak yeterlidir. Gerisi yol boyunca şekillenir.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Duyurularımızdan haberdar olun

Jiva Yoga

Kadıköy / İstanbul

©2019 Jiva Yoga Didem Oylumlu

bottom of page