Neden Bir Tarafımız Diğerinden Daha Gergin? Bedenimiz Gerçekten Simetrik mi?
- Didem Oylumlu

- 5 Ağu
- 3 dakikada okunur
Peki bir taraf neden daha gergin olur? Çoğu zaman bunun nedeni tek bir kas ya da tek bir problem değildir. Günlük alışkanlıklarımız, sinir sistemimiz ve hareket paternlerimiz birlikte bu farklılığı oluşturabilir.
Bir çok yoga eğitmeni öğrencilerinden şunu duymuştur:
“Sağ tarafım çok rahat açılıyor ama sol tarafım hiç açılmıyor.”
Ya da tam tersi…
Bir kalça rahatça öne eğilirken, diğer tarafta sanki görünmez bir fren varmış gibi hissedilir.
İlk tepki genellikle aynı olur; “Demek ki bir tarafımda bir problem var.”
Oysa çoğu zaman durum düşündüğümüz kadar basit değildir. Çünkü insan bedeni, sandığımız kadar simetrik değildir.

Kusursuz Bir Simetri Beklemek Gerçekçi Değil
Bir aynaya dikkatlice baktığınızda bunu siz de fark edebilirsiniz.
Omuzlarımız aynı yükseklikte olmayabilir, ayaklarımız yere aynı şekilde basmayabilir.
bir elimizi diğerinden daha sık kullanırız, telefonu hep aynı elimizle tutarız.
Çantamızı çoğu zaman aynı omuza asarız.
Bütün bu küçük alışkanlıklar zaman içinde bedenimizin hareket şeklini etkileyebilir.
Aslında bedenimiz, yaşadığımız hayatın bir haritasını taşır.
Dominant Tarafımız Sürekli Daha Fazla Çalışıyor
Sağ elini kullanan biriyseniz, büyük ihtimalle sağ kolunuz gün içinde daha fazla iş yapıyordur. Üstelik sadece kol değil…
Gövde kasları, kalça çevresi ve hatta ayaklarımız bile bu alışkanlıklardan etkilenebilir.
Biyomekanik alanında çalışan araştırmacılar, günlük yaşamda sürekli tekrarlanan hareketlerin zamanla hareket kalıplarını değiştirebildiğini gösteriyor. Bu nedenle yoga matında gördüğümüz birçok asimetri, yalnızca kasların uzunluğuyla ilgili değildir.
Beynimiz de Bir Tarafı Daha İyi Tanıyabilir
İşin ilginç tarafı sadece kaslarımız değil. Sinir sistemimiz de iki tarafı her zaman aynı şekilde kullanmaz.
Bir tarafın hareketlerini daha sık tekrar ettiğimizde, beynimiz o hareketleri daha verimli organize etmeyi öğrenebilir. Bu nedenle bazen kuvvet farkı değil, koordinasyon farkı hissederiz. Bir tarafta hareket daha akıcı gelirken, diğer tarafta beden sanki ne yapacağını tam bilemez.
Kalça mı Gergin, Yoksa Beden mi Temkinli?
Mesela güvercin duruşunda bir kalça çok rahat hissedilirken, diğer taraf oldukça sınırlı olabilir.
İlk düşüncemiz genellikle şu olabilir:
“Bu kalçam çok gergin.”
Halbuki her zaman mesele kasların kısa olması değildir. Kas iğcikleri, tendonlar, eklem reseptörleri ve sinir sistemi birlikte çalışarak o hareketin güvenli olup olmadığına karar verir.
Daha önce konuştuğumuz gibi, beden bazen hareketi engellemez. Sadece biraz daha temkinli davranır. Bu bakış açısı bana çok değerli geliyor. Çünkü odağı “zorlamak” yerine “anlamaya” çeviriyor.
Her Asimetri Düzeltilmeli mi?
İşte en çok yanlış anlaşılan konulardan biri bu.
Yoga pratiğinde iki taraf arasında küçük farklar görmek son derece normaldir.
Hatta tamamen simetrik bir beden bulmak neredeyse imkânsızdır.
Önemli olan her iki tarafın birbirinin aynısı olması değil. Günlük yaşamı kısıtlayan ağrıların, belirgin hareket kayıplarının veya fonksiyon bozukluklarının olup olmamasıdır.
Eğer farklar günlük yaşamı etkiliyor, ağrı oluşturuyor ya da giderek artıyorsa, bunu bir fizyoterapist veya ilgili sağlık uzmanıyla değerlendirmek doğru yaklaşım olur.
Yoga Bize Ne Kazandırıyor?
Bence yoga, iki tarafı birbirine benzetmeye çalışmaktan çok daha fazlasını yapıyor.
Bize bedenimizi karşılaştırmadan gözlemlemeyi öğretiyor.
Sağ taraf bugün daha rahat olabilir. Yarın belki sol taraf. Önemli olan bunu bir yarış gibi görmek yerine, bedenimizin bize anlattığı hikâyeyi dinleyebilmek. Çünkü bazen gelişim, iki tarafın tamamen eşit olması değil, iki tarafı da daha iyi tanımaya başlamaktır.
Son olarak;
Bir tarafınızın diğerinden farklı hissetmesi, çoğu zaman bedeninizin yanlış çalıştığı anlamına gelmez. Günlük alışkanlıklarımız, hareket geçmişimiz, sinir sistemimizin öğrenme biçimi ve hatta küçük anatomik farklılıklarımız bile buna katkıda bulunabilir.
Yoga bana yıllar içinde şunu öğretti, bedenimiz cetvelle çizilmiş bir yapı değil.
Kendine özgü bir dengesi, geçmişi ve hikâyesi var. Belki de iyi bir pratik, bu farklılıklarla savaşmak değil, onları merakla tanımaya devam etmektir.



Yorumlar