Hipermobilite Nedir? Yoga Yaparken Avantaj mı, Risk mi?
- Didem Oylumlu

- 30 Tem
- 3 dakikada okunur
“Ne kadar esneksen o kadar iyidir.”
Uzun yıllar boyunca yoga dünyasında buna benzer cümleleri çok duyduk.
Hatta bazen bir asanayı ne kadar derin yapabiliyorsak o kadar başarılı olduğumuzu düşündük.
Ama zamanla bunun her zaman doğru olmadığını öğrendik.
Çünkü bazı bedenler sandığımızdan çok daha hareketli.
Ve ilginç olan şu ki, bu her zaman avantaj anlamına gelmiyor.
Önce Küçük Bir Soruyla Başlayalım
Dirseğiniz normalden biraz daha geriye doğru açılıyor mu?
Başparmağınızı rahatlıkla ön kolunuza değdirebiliyor musunuz?
Çocukken arkadaşlarınız “Senin eklemlerin çok değişik.” der miydi?
Eğer bunlardan birkaçına “Evet.” diyorsanız hipermobil bir yapıya sahip olabilirsiniz.
Tabii bunun kesin tanısını yalnızca bir sağlık profesyoneli koyabilir.
Ama birçok kişi yıllarca bunun farkında bile olmadan yoga yapıyor.

Hipermobilite Nedir?
En basit hâliyle hipermobilite, eklemlerin normal kabul edilen hareket açıklığının ötesine geçebilmesidir.
Bu çoğu zaman bağ dokusunun yapısıyla ilişkilidir ve önemli ölçüde genetik özelliklerden etkilenir.
Belki de bu yüzden bazı insanlar ilk yoga dersinde bile oldukça zor görünen pozlara rahatça girebilir.
Dışarıdan bakınca bu büyük bir avantaj gibi görünür.
Ama hikâyenin tamamı bu değil.
İşte En Çok Karıştırılan Nokta
Geçen yıllarda fizyoterapist ve yoga eğitmeni Jules Mitchell’ın bu konuyla ilgili anlattıklarını okurken çok hoşuma giden bir cümleye denk gelmiştim.
Özetle şunu söylüyor:
“Hareket açıklığınızın fazla olması, o hareketi güvenli şekilde kontrol edebildiğiniz anlamına gelmez.”
Bence bu çok önemli.
Çünkü yoga sadece hareket açıklığından ibaret değil.
O hareketi kontrol edebilmek…
Gerektiğinde durabilmek…
Ve eklemi güvenli şekilde taşıyabilmek de en az o kadar önemli.
Esneklik ile Stabilite El Ele Gitmeli
Bunu öğrencilerime bazen şöyle anlatıyorum.
Bir çadır düşünün.
Direkleri çok esnek ama ipleri gevşekse ne olur?
İlk rüzgârda sallanmaya başlar.
Bedenimiz de biraz buna benziyor.
Eğer eklemlerimiz çok hareketliyse ama kaslarımız yeterince güçlü değilse bazı eklemler gereğinden fazla yük alabiliyor.
İşte bu yüzden hipermobil kişiler bazen düşündüğümüzden daha sık ağrı yaşayabiliyor.
Neden Bazı Hipermobil Kişiler Ağrı Hissediyor?
Bu konu hâlâ araştırılıyor.
Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, hipermobil bireylerde yalnızca bağ dokusunun değil; kas kontrolünün, denge sisteminin ve propriosepsiyonun da farklı çalışabileceğini gösteriyor.
Propriosepsiyon kulağa biraz karmaşık geliyor olabilir.
Ama aslında çok tanıdık bir şey.
Gözünüz kapalıyken kolunuzun nerede olduğunu bilmenizi sağlayan sistem.
İşte bazı hipermobil bireylerde bu sistemin hassasiyeti farklı olabiliyor.
Bu nedenle eklemin sınırını fark etmek bazen daha zor olabiliyor.
Yoga Yapmayı Bırakmak mı Gerekir?
Tam tersine.
Bence doğru yaklaşımla yoga hipermobil bireyler için çok kıymetli olabilir.
Buradaki amaç daha fazla esnemek değil.
Daha dengeli hareket etmeyi öğrenmek.
Kas kuvvetini artırmak.
Nefesle birlikte hareketi kontrol etmek.
Ve bedenin sınırlarını daha iyi hissedebilmek.
Yani bazen biraz daha derine gitmek yerine…
Biraz daha güçlü durmayı öğrenmek.
Ben Derslerde En Çok Şunu Söylüyorum
Bir asanayı yapabiliyor olmanız…
Onu her zaman son sınırına kadar yapmanız gerektiği anlamına gelmez.
Bazen en doğru tercih, birkaç santimetre daha az gitmektir.
Çünkü yoga, bedenimize ne kadar hükmedebildiğimizle değil…
Onu ne kadar iyi dinleyebildiğimizle ilgilenir.
Sonuç
Hipermobilite bir hastalık değildir.
Birçok insan bununla tamamen sağlıklı bir yaşam sürer.
Ancak hipermobil bir bedenle yoga yaparken hedefimiz daha fazla esnemek değil;
daha fazla denge,
daha fazla kuvvet,
ve daha fazla beden farkındalığı geliştirmek olmalıdır.
Bence yoga tam da bu yüzden çok değerli.
Çünkü bize sadece hareket etmeyi değil…
Ne zaman duracağımızı da öğretiyor.
Merak Edenler İçin Birkaç Kaynak
Bu konuda okurken beni en çok düşündüren isimlerden biri fizyoterapist ve yoga eğitmeni Jules Mitchell oldu. Özellikle biyomekanik üzerine yaptığı çalışmalar, “daha derin esnemenin her zaman daha iyi olmadığı” fikrini anlaşılır şekilde anlatıyor.
Hipermobilite konusunda çalışan önemli araştırmacılardan Dr. Rodney Grahame ve son yıllarda yayımlanan uluslararası tanı kriterleri de hipermobilitenin yalnızca “çok esnek olmak” anlamına gelmediğini; kas kontrolü, propriosepsiyon ve eklem stabilitesinin de değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.



Yorumlar