Sinir Sistemi Güven Duygusunu Nasıl Yeniden Öğrenir?
- Didem Oylumlu

- 24 Tem
- 3 dakikada okunur
Geçenlerde bir yazıda şöyle bir cümle okudum:
“İnsan kendini güvende hissetmeden gerçekten gevşeyemez.”
Bu cümle üzerinde uzun süre düşündüm. Çünkü yoga eğitmenliği yaptığım yıllar boyunca şunu defalarca gördüm. Bazı insanlar daha ilk derste gözlerini kapatıp rahatça nefes alabiliyor. Bazıları ise en basit gevşeme çalışmasında bile omuzlarını bırakamıyor.
Bunun nedeni iradesiz olmaları değil. Çoğu zaman bedenlerinin hâlâ “tetikte” kalmaya alışmış olması.
Peki beden yeniden güven duygusunu öğrenebilir mi?
Bence bu sorunun cevabı hem yoga hem de sinir sistemi araştırmaları açısından oldukça ilgi çekici.

Güven Sadece Bir Düşünce Değildir
“Güvendeyim.”
Bu cümleyi söylemek kolaydır ama bedenimiz her zaman aynı fikirde olmayabilir.
Hiç önemli bir sunumdan önce kalbinizin hızla attığını hissettiniz mi? ya da telefonda beklenmedik bir arama görünce içinizde kısa bir gerilim oluştu mu?
Aslında zihnimiz “Bir şey yok.” dese bile bedenimiz farklı bir tepki verebilir.
Çünkü güven duygusu yalnızca düşünerek oluşmaz. Sinir sistemimiz de bulunduğumuz ortamı sürekli değerlendirir.
Beden Güvende Olduğunu Nasıl Anlar?
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Araştırmalar bazı şeylerin etkili olabileceğini gösteriyor.
Örneğin;
düzenli ve yavaş nefes almak,
güvende hissettiren sosyal ilişkiler kurmak,
iyi uyumak,
bedeni zorlamadan hareket ettirmek,
gün içinde kendimizi dinleyebileceğimiz küçük molalar vermek,
gibi alışkanlıklar sinir sistemine olumlu sinyaller gönderebilir.
Elbette bu, her durumda aynı sonucu vereceği anlamına gelmez. Ama bedenimizin çevreyi nasıl algıladığı üzerinde etkili olabilir.
Güven Duygusunu Destekleyen Küçük Alışkanlıklar
Bazen güven duygusunu çok büyük değişimlerle ilişkilendiriyoruz. Oysa sinir sistemi için küçük ama düzenli tekrarlar çok daha anlamlı olabilir.
Sabah uyandığınızda birkaç dakika boyunca nefesinizi fark etmek…
Yemek yerken telefonu bir kenara bırakabilmek…
Kısa bir yürüyüş sırasında etrafınıza gerçekten bakabilmek…
Yoga pratiğinde pozun mükemmel görünmesine değil, bedeninizin nasıl hissettiğine odaklanabilmek…
Bunların hiçbiri tek başına hayatımızı değiştirmez. Fakat her biri sinir sistemine aynı mesajı tekrar eder: “Şu anda güvendesin.”
Aslında bazen dönüşüm tam da bu tekrarlarla başlar.
Güven Duygusu ile Konfor Alanı Aynı Şey Değildir
Burada küçük bir ayrım yapmak istiyorum. Çünkü bu iki kavram zaman zaman birbirine karıştırılıyor.
Kendimizi güvende hissetmek, hayatımız boyunca hep aynı yerde kalmak anlamına gelmez. Bazen yeni bir şey öğrenirken de kendimizi güvende hissedebiliriz. Bazen zorlayıcı ama destekleyici bir deneyimin içinde de…
Yoga pratiği bunun güzel örneklerinden biridir.
Yeni bir denge pozu denerken biraz zorlanabilirsiniz. Bedeniniz, nefesiniz ve bulunduğunuz ortam size “Burada güvendesin, deneyebilirsin.” mesajını veriyorsa, o deneyim geliştirici olabilir. İşte güven duygusu biraz da böyle bir zemin oluşturur.
Yoga Burada Neden Farklı Bir Yerde Duruyor?
Bence yoganın en güzel taraflarından biri şu; yoga bize sürekli daha fazlasını yapmayı öğretmiyor. Aslında tam tersini öğretiyor.
Bir nefesi fark etmeyi…
Omuzlarımızın gereksiz yere kasıldığını görmeyi…
Bir pozun içinde acele etmemeyi…
Bedenimizin sınırlarını dinlemeyi…
Belki de bütün bunlar sayesinde bedenimiz yavaş yavaş şu mesajı almaya başlıyor:
“Şu an acele etmene gerek yok.”
Güven duygusu tam da böyle küçük deneyimlerle yeniden inşa ediliyor.
Güven Duygusu Bir Anda Oluşmaz
Keşke tek bir nefes egzersiziyle ya da tek bir yoga dersiyle her şey değişseydi.
Maalesef çoğu zaman böyle olmuyor.
Sinir sistemi tekrar eden deneyimlerden öğreniyor.
Nasıl ki uzun süre stres altında kalan bir beden zamanla buna alışabiliyorsa, düzenli olarak güvenli deneyimler yaşayan bir beden de zaman içinde farklı tepkiler vermeyi öğrenebiliyor. Bu yüzden sürdürülebilir bir pratik, ara sıra yapılan yoğun çalışmalardan çoğu zaman daha değerlidir.
Yoga Derslerinde Bunu Çok Sık Görüyorum
Yıllardır ders verdiğim için bunu defalarca gözlemleme şansım oldu.
İlk derse gelen birçok kişi hareketleri doğru yapmaya çalışıyor.
Omuzlar yükseliyor, çene sıkılıyor, nefes fark edilmeden tutuluyor.
Sonra haftalar geçiyor. Aynı kişi artık pozun nasıl göründüğüne değil, bedeninin ne söylediğine kulak vermeye başlıyor. İşte bana göre gerçek değişim de burada başlıyor.
Çünkü yoga sadece bedeni değil, bedenle kurduğumuz ilişkiyi de dönüştürüyor.
Yoga pratiğinde öğrencilerime sık sık şunu söylüyorum:
“Bugün bedeninizi değiştirmeye çalışmayın. Önce onu tanımaya çalışın.”
Bence bu cümle yalnızca yoga için değil, günlük hayat için de geçerli.
Bedenimiz çoğu zaman bize karşı çalışan bir yapı değil. Tam tersine, bizi korumaya çalışan çok akıllı bir sistem. Onu dinlemeyi öğrendikçe, bazen yıllardır aradığımız o sakinlik hissine de biraz daha yaklaşabiliyoruz. Hatta belki de güven duygusu, dışarıda bulduğumuz bir şey değil, bedenimizle yeniden kurduğumuz ilişkinin doğal bir sonucu...
Sıkça Sorulan Sorular
Bedende güven duygusu ne demektir?
Bedende güven duygusu, sinir sisteminin bulunduğu ortamı tehdit edici olarak algılamadığı ve kişinin kendini daha rahat, dengeli ve güvende hissedebildiği durumu ifade eder.
Yoga güven duygusunu destekleyebilir mi?
Nefes farkındalığı, bilinçli hareket ve beden farkındalığını geliştiren yoga uygulamaları bazı kişilerde güven ve sakinlik hissini destekleyebilir. Ancak bu deneyim kişiden kişiye değişebilir.
Sürekli tetikte hissetmek normal midir?
Zaman zaman herkes böyle hissedebilir. Ancak bu durum uzun süre devam ediyor ve günlük yaşamınızı etkiliyorsa bir sağlık uzmanından destek almak faydalı olabilir.
Güven duygusu yeniden öğrenilebilir mi?
Araştırmalar, sinir sisteminin yaşam boyunca yeni deneyimlere uyum sağlayabilen bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Düzenli ve güvenli deneyimler bu süreci destekleyebilir.



Yorumlar